19 Nisan.. Mersin basınının efsane gazetecisi Tankut Tufan'ın ölümünün sene-i devriyesi bugün..
Anısına sevgi saygı ve rahmetle..
TANKUT TUFAN’IN ARDINDAN
Mersin’de yerel basınının duayenlerinden Tankut Tufan adı anılınca benim aklıma 1977 yılı gelir.
O tarihlerde çırak olarak ayak bastığım Tarsus Yenises gazetesinde başlayan müvezzilik hayatım sırasında ilk kez görme imkanım oldu Tankut abiyi.
Bayağı uzun boyu vardı ve bizlere göre hayli iri bir cüssesi vardı.
Meslek hayatımda da zaten Yenises, Tarsus ve Zafer gazetelerinden sonra Mersin Sonhaber gazetesini tanıdım. O zamanlar tipo tekniği ile çıkan gazetelerimizde haberler fotoğrafsız yayınlanırdı. Mersin’den günlük gelen Sonhaber gazetesi ise bol fotoğraflı ve üstelik entertip ile dizilen , 6 veya 8 sayfa çıkan bir gazeteydi.
Anne ve babasından devraldığı gazeteyi Tankut Tufan abimiz yayınlıyordu. Sonhaber Gazetesi Mersin ile birlikte Tarsus’ta da dağıtılıyordu.
O zaman merak edip araştırmıştım. Tankut abinin babası İhsan Tufan, annesi Nimet Tufan hanım idi ve onlarda gazetecilikten gelmeydi.. Gazetelerini 1958 yılında kurmuşlar ve bugünlere kadar adlarını duyurmuşlardı. Tankut Tufan da anadan, babadan gelen bir gazetecilik aşkı vardı. Yani Osmanlıdan kalma sistem olan tipo tekniği, sonra entertip dizgi ve klişe atölyeleri kurarak Mersin’de en güzel gazeteyi yayınladılar. Yayın ağına Tarsus’u da alırken Mersin’in diğer ilçelerine de gazete göndererek bölgeye hitap etmeye başladılar.
Mersin basın tarihinin son 60 yılına damgalarını vurdular. Tankut abi Mersin Gazeteciler Cemiyetinin kuruculuğunu yapmış, kurucu başkanı olmuş biriydi..
xx
ONUN YÜZÜNDEN DAYAK BİLE YEDİM!
Ben Tarsus’ta Yenises gazetesinin dağıtım işini yaparken, Sonhaber gazetesi ile gazetelerimizi takas eder, o zamanki işverenimize günlük Sonhaber’i de ulaştırırdım.
Dedim ya?
1980 dönemi sağ sol olaylarının olduğu bir dönemdi. Sağ görüşlüler sol görüşlüleri, sol görüşlüler de sağ görüşlüleri sevmezdi. Elinizde sağcı bir gazete ile solcu bir mahalleye gidemezdiniz. Yine elinizde o dönemin hızlı solcu gazetelerinden Cumhuriyet gazetesi ile sağ görüşlülerin olduğu mahalle yada semte gidemezdiniz. Giderseniz mutlaka dayak yerdiniz. Hatta bıçaklanıp öldürülme ihtimaliniz bile vardı.
Bende o yıllar Adalet Partisini destekleyen sağ görüşlü Gündoğdu Homurlu’nun Yenises gazetesinde çalışıyorum. Sol görüşlü olan Sonhaber gazetesini takas edip koltuğumun altında götürüyorum. Ama birgün Tarsus’ta Vakıflar çarşısında bulunan MHP, MSP ve Adalet Partisine sağ görüşlü gazetemizi verirken, koltuğumun altından sol görüşlü Sonhaber gazetesi düştü. Orada bu gazeteyi bilen kişiler koltuğumun altından düşen sol görüşlü gazeteyi alıp yırttılar. Bana da iki tokat patlattılar ve “Sen komünist misin lan” dediler. O sıralar 15 yaşında bıyığı yeni terlemekte olan bir gençtim. Hatta çocuk yaştaydım. Yine Sonhaber yüzünden 2-3 kez daha dayak yediğim ve tehdit edildiğim oldu. Ondan sonra korkudan bu solcu gazeteyi yanımda taşıyamaz oldum. Bu kez de Gündoğdu Homurlu adlı patronumdan fırça yemeye başladım. Çünkü yerel gazeteler birbirini takip ederdi. Haberlerini incelerdi. Bu da gazetelerin müvezzilerinin gazeteleri takas etmesi ile mümkün olurdu. Yinede halime şükrediyorum. O sıralar 15 yaşında çocuk olmam nedeniyle komünist misin lan denilerek iki tokatla tehlikeyi atlatmışım. Yoksa bugün yaşamıyor ve bu yazıyı yazamıyor bile olabilirdim. Çünkü o sıralar gazeteci Hayali Hasan Yavaş abimde 2 Ağustos 1980 tarihinde karşıt görüşlüler tarafından tabanca ile vurularak öldürülmüştü. Ben, hayatta kalmamı 15 yaşında olmama borçluyum.
İşte, Sağ-sol olaylarının olduğu o yıllarda gazetecilik böyleydi.
Xx
SON HABER GAZETESİ
Mersin Sonhaber gazetesinde Tarsus gazetelerinden daha çok Tarsus haberleri çıkardı.
Sonhaber günlük olarak çıkan güzel bir gazeteydi.
Sonra 12 Eylül 1980 ihtilali oldu, bu gazetede de eski düzen bozuldu. Yayını bozuldu, aksadı. Daha sonraki yıllarda SONHABER ofset olarak yayınlansa da günlük yayının giderlerinin çokluğu ve Tankut abimizin sağlık durumunun bozulması nedeniyle haftalık yayınlanmaya devam etti.
Kendisi tam bir basın emekçisi ve yerel gazeteciliğin ustasıydı.
Bu nedenle son nefesini verene kadar yerel gazeteciliği bırakmadı. Kendisiyle Tarsus’ta iki kez karşılaştık. Mersin’de de bir iki toplantı ve ödül töreninin dışında Mersin Gazeteciler Cemiyetinin kongresinde iki kez görüştük. Hatta birlikte hatıra fotoğrafı bile çekildik. Kendisine geçmiş olsun demek ve sağlıklı, uzun ömürler dilemek imkanım oldu.
Tankut Tufan ismi benim için çok önemli biriydi..
Kendisi, yerel basının ustalarından ve güçlü kalemlerinden
biriydi. Onun yiğit ve cesur yazıları bizlere de güç ve cesaret vermiştir.
Yerel gazeteciliği sevdirmiştir.
2017 yılında hasta olduğunu ve
rahatsızlığını duymuştum.Öyle ki ömrünün son yıllarında önce bastona dayanmak
zorunda kaldı. Ardından tekerlekli
sandalye ile ömrünü geçirmek durumunda
kalmıştı.
Birkaç haftadır rahatsızlığının arttığını duymuştum. Ama bir türlü Mersin’e gidip geçmiş olsun deme fırsatım olmadı.
Mersin Üniversitesinde tedavi görüyordu.
Ve 19 Nisan 2017 gece yarısı hayata gözlerini yumduğunu öğrendim.
Bu değerli basın emekçisi Mersin Muğdat Camisinde kılınan cenaze namazının ardından Akbelen mezarlığında toprağa verildi.
Usta kalem , değerli üstadımızı son yolculuğuna uğurlarken Allah’tan rahmet, ailesine ve basın camiasına başsağlığı diledim.
Şimdi aradan 10 yıla yakın zaman geçti ve kendisini unutmadık..
Unutmayacağız.
YAKUP BONCUK



0 Yorumlar